Geriye dönüş
Zaman buldukça, günlüğümde geriye dönük olarak, yazılarımı yeniliyorum. (özellikle proje ile ilgili kısımları, çıkarıyorum!) Free blog sayfasından, Eylül 2009'da web sayfama taşınırken, mevcut yazı görsellerimi, eski sayfada, bırakmak zorunda kaldım. Tabi, yeni denenen ilk temalar da, bu görselleri ve bir kaç bağlantı linklerini desteklemedi. Son bir haftadır, aklıma geldikçe günün sözü bölümünü, her gün güncellemeye çalışıyorum. Eğer güncellenmemişse, ya çekimimden dolayı ya da ofisimden uzakta olduğumdan dolayı, vakit bulamadığım içindir. Free Blog sayfasını da, Aralık 2009'da kapatmış bulunuyorum. Dağınıklık iyi bir şey değil. Dediğim gibi, zaman buldukça, günlük görselleri aynı formatta olacak şekilde, güncelleniyor. Son günlerde, yani projeyi kafamda bitirdiğimden bu yana, kendi işime odaklandım. ve çok güzel geri dönüşler, almaya başladım. Hatta, gelen bir kaç e-postada, çok fazla "neden blog fotograflarınız küçük? tam boy neden göremiyoruz? diye soranlar oluyor.
Çünkü bu sayfa, gerekli-g ereksiz içimi döktüğüm, paylaşmak istediklerimi amatörce, yazdığım bir yer. Yakında, Vimeo'da ama şu an da bir kaç editöryal portfolyoyu, Flickr sayfasında görebilirsiniz. Tabi, web sayfamda, en minimum özel an portfolyom yayınlanıyor. Benimle iletişime geçen kişiler, web sayfamda da, az evllik fotoğrafı olduğunu söylüyor. Çünkü, izin almadan hiç bir fotoğrafı, yayınlamıyorum. Bir de, benim tercihim; web sayfasında, yığınla fotoğraf olmasındansa, en az fotoğraf ile (12'şer ya da 24'er adet ideal) karşı tarafı, fikir sahibi edebilmek. Neyse, konudan çok uzaklaşmadan, bağlamam gerekiyor ama yine yazmaya başlayınca başka detaylara doğru gidiyorum...
fotoğraflarınız solmasın...
Bahar’dan önceki kar!

Dün yağan yağmur altında sadece 2 saat kalmama rağmen, çok üşüdüm. Önemli bir işim olmasaydı, elbette evimden dışarı bile çıkmazdım. Ama öyle mi? Almam gereken bir albüm, bastırmam gereken bir yığın döküman vardı. Elbette freelance çalışmak çok keyifli olsa da, bir ofisin sağladığı imkanlardan bazen mahrum kalıyorum. Memnunum ama. Hasta olduğum zaman, izin kağıdı doldurup, eve nasıl döneceğimi düşünmek zorunda değilim.
Şimdi yağan kar'ın erimesini bekliyorum ki -yarına kadar da, müddet verdim- baskı için fotoğrafçıma uğrayacağım. Şimdi camdan baktığımda, bahar'dan önce yağan son kar'ın güzelliğini seyrediyorum. "- Soğukta gözüm yese de, gitsem fotoğraf çeksem!" Ama sıcak bir mevsimde dünya'ya geldiğim için, soğuklardan hoşlanmıyorum. Sadece, evimde pencerenin kenarında, yağan kar'ın güzelliğini seyretmek, bana yetiyor gibi....
Soğuklarda neşemi de kaybediyorum sanırım....
fotoğraflarınız solmasın...
Hoşgeldin Uğur Deniz
Uğur Deniz Bebek, hayata Hoşgeldin... Mutlulukla, sağlıkla ve sevgiyle büyü! Tüm hayatına uğur gelsin... Sevgili, Nehir ve Uğur Bağrıyanık, tebrikler, Güler yüzünüz ve cana yakınlığınız için de, teşekkür ederim. Sn. Yrd. Doç. Dr. Gazi Yıldırım, Yeditepe Üniv. Hastanesi Bebek katı ve tüm ameliyathane çalışanları, sonsuz güveniniz ve yardımlarınız için teşekkürler....
Uğur Deniz Bebek Kova Burcu, Yükselen Burcu Aslan.

LÖSEV ile yeni yıla merhaba
Bu sabah, yorgunluğumu hiç'e sayarak, koşa koşa Harbiye Hilton'a gittim. Uykusuzluğun dibine vurmuşken, LÖSEV'in yeni yıl coşkusunu es geçmek olmazdı. Elbette, uyuyabileceğim bir başka sabah mutlaka var.
Çocukların mululuğunu paylaşmak, bambaşka bir his....
Gerçi, zaman zaman duygularıma ve göz yaşlarıma engel olamasam da, onlarla hopladım-zıpladım. Bu en anlamlı gün de, en özel fotoğraflarla onlarla birlikteydim. LÖSEV'in gönüllüsü olmak sorumluluk gerektiriyor. Eğlencenin yapılacağı salona geldiğimde, LÖSEV yetkilileri ile çekim kordinasyonu oluşturdum. Gönüllüleri eşliğinde gelen çocuklar, toplu fotoğraf çekimi sonrası, eğlenceye doğru koştular....
Eğlence, Nurgül hanım'ın önderliğinde, ısınma turları ile başladı. "Karagöz ve Hacivat" gölge oyunu ile devam etti. Günümüze uyarlanmış, bu harika gösteri, izlemeye değerdi. Gölge oyunu sırasında, kuklaların fotoğraflarını, çekmeyi çok arzulasam da, önceliğim LÖSEV çocuklarıydı. Öğle yemeğinde, Hilton'un eşsiz menüsü ile topluca yemek yenildi. Yemek sonrası, çocuklara gönüllü olarak ingilizce eğitimi veren kurum, ingiliz öğretmenlerinden oluşan bir orkestra eşliğinde, şarkılar söyledi. Her gönüllü, yaklaşık 9-10 çocuk ile ilgilendi. Ihtiyaçlarını karşılamaya, çaba gösterdi.


(Gönüllülerimiz çocuklar için eğlenceli örnek çalışmalar hazırladı/02-03)
Coşkulu kalabalığın içinden çok renkli fotograflar oluştu. (Kurallar geregi, sadece bir kaçını yayınlayabiliyorum.)
Eğlence bitiminde, tüm cocuklar geldikleri gibi, gruplar halinde ve gönüllüleri eşliğinde, hediyelerini alarak otobüslerine koştular....
LÖSEV ile bir kere gönül bağı kurduk, bu bağ hiç bir zaman çözülmeyecek... yeter ki, çocuklarımız mutlu olsun...
Not: Istanbul Koordinatörü Zuhal Hanım, Halkla İlişkiler Uzmanı Füsun Hanım, Nurgül Hanım, Büşra hanım, Fotoğrafçı Mustafa Üçbaş ve şu anda aklıma isimleri gelmeyen, tüm yetkililere/gönüllülere teşekkürlerimle...
Dünya Engelliler Günü
“3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN”
Engelliler düşünülerek, inşaa edilmiş dünya kentlerine bakıldığınd
a, sokaklar da özgürce hayatını sürdürebilen, bir çok engelli vatandaş görmek hiç de, şaşırtıcı değildir. . Bizim ülkemiz de ise; sokaklar da, caddeler de, alışveriş merkezlerin de, otobüsler de, trenler de, engelliler için çeşitli "bent"ler kuruludur. Hatta Otopark ta bile, engelli park yerine park eden kişiler, yanlızca bizim ülkemizin vatandaşlarına özgü bir şeydir.
Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü....
WHO (Dünya Sağlık Örgütü)'ya göre, dünya nüfusun da, 500 milyon engelli yaşıyor. Türkiye'de nüfusun yüzde 12.29'u yani, 8.5 milyon kişi engelli olarak hayatını sürdürüyor.
Erkekler de bu oran 11.10; Kadınlar da ise, yüzde 13.45
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı, Önder Kahveci’nin verdiği bilgiye göre, 8.5 milyon engelli yurttaştan, işgücüne katılabileceklerin yüzde 78’i işsiz. Kamu kurumlarında yüzde 3 oranında engelli çalıştırma zorunluluğu bulunmasına karşın, kadroların yüzde 79’u boş. Devlet Personel Başkanlığı verilerine göre, kamu kurum ve kuruluşlarında toplam 48 bin 549 özürlü kadrosu var.
Kamu da sadece 10 bin 357 özürlü vatandaş, istihdam ediliyor. Yani, kamu da, özürlü kadrolarının yüzde 79’u boş. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın, "kamu da özürlü istihdamı"nı, takip etmesi gerekiyor.
Engellilerin, herkes gibi, yılın 365 günü yaşadığı gerçeğinin görmezden gelinerek, sadece 1 gün için hatırlanarak gazete, tv ve kamuoyun da, gündeme gelmemelidir. Onların sorunlarına kulak vermeli belki de, çare olmalıyız. Onlar için bir şeyler yapma isteği ve yapmama ile ilgili gerçekten doğru karar vermeliyiz.
Onların, sosyalleşebileceği platformlar oluşturmalıyız.
Zor değil.... Sen istersen böyle bir platform.... Herkesi engelli dostlarımızla, sosyalleşmeye bekliyoruz.
Bir tek bugün değil, her gün Engelliler Günüdür.
Sevgili dostum, Ersin Ata 'yı ziyaretim ile ilgili yazdığım yazı ....
Ömer, iki yaşında….
Bugün Ömer'in ikinci, doğum günü.
24.ayını kutlamak için, çok heyecanlı olan minik kurbağa, uyku zamanınıda, heyecandan kaçırdı. Akşam saatlerinde, mama sandalyesinde uykuya yenik düştü...
Mutlu Mutlu Bayramlar’a…
Bir süredir yazamıyordum.
Hayır..!
Elbette, yazı yazmayı unuttuğumdan değil;
Az vakit ama çok angarya dolu günler geçtiğinden... ![]()
önceliklerin başka detaylara verilmesinden,
Bu arada, sürprizler oldu....
çekim-mekim oldu...
Ömer, tatile gitti...
Tiyatro mevsimi açılmak üzere..
Bayram geldi.
her şeyi, yazacağım elbette...
Ama sırasıyla...
Bugün, şeker mi şeker Bayram'ımızı gönül'den kutlamak geldi içimden.. (küçükken, Şeker Bayramı ile Ramazan Bayramı'nı, iki ayrı Bayram zannederdim... çocukluk işte! Anneannemin tüm şekerlerini de yerdim..!)
Hepimizin Ramazan Bayramı Mübarek/Kutlu olsun...
Yalnız, yetkililere buradan seslenmek istiyorum; Onbir ay'ın sultanı, Ramazan ay'ının bitmesi hiç iyi olmadı..!
O mis gibi pidelere veda ettik ya, yazık oldu...!
Haydi! çikolatalara saldıralım, acımızı hafifletelim...!!
(Laf aramızda, Bayram'a diye aldığımız o lokumlar var ya; Arife gününü, sayemde göremediler..!!!?? )
fotoğraflarınız hiç solmasın…
Merhaba dünya!
Yepyeni bir görünüm ile, kendi web sayfamda karşınızdayım…
Ne mutlu bana ki, şunca web masterların yapamadığı, (anlamamazlıktan geldiği... oyaladığı...) kurulumu; dün marjinal bir cesaretle, kurmaya başladım. Blog'um, geç vakitlerde bitmişti bile.... (sadece yarım gün sürdü. Onu’da benim acemi oluşuma ve hosting'deki her aşamayı, dikkatlice incelememe bağlayın, ltf. Yoksa 5 dakikada, biterdi... !!)
Artık tek link içinde, iki site bir arada...
Beni başka adreslerde, lütfen aramayın.
Artık buradayım….
Bir sır vermek istiyorum: Artık kendimden korkmaya başladım.
Meğer, istediğim zaman, web siteme blog , kurabiliyormuşum. Bende bu merak ve sabır olduktan sonra, html site bile kurarım…. (web sayfam, uzman eller tarafından kurulduktan sonra, bu sözler söylenir mi şimdi... ?!)
Artık, yepyeni sayfalarda, görüşmek üzere; hepinize güzel sonbahar günleri, diliyorum…..
fotoğraflarınız hiç solmasın…..
ps: bu arada, 'yeni şablonlu blog'umu beğendiniz mi?


