Az önce, fotoğraf arşivimi karıştırırken, sonbaharda çektiğim bir fotoğrafa rastladım. Yüzümde, gülümsemeye sebep oldu. Bazen, insanlar kadar hayvanların da, sahip olduğu karekteristik özellikleri gördükçe, şaşırıyorum. Ruhlarını, gözlerindeki ifade ile birleştirebiliyorlar. Yürüyüş sırasında, karşılaştığım bu sevimli muzip köpek, yapraklarla oynuyordu. Deklanşör sesine çok meraklandı!

iyi pazarlar...
fotoğraflarınız solmasın
Sonbahar soğukları, kendini yavaş yavaş göstermeye başladı.
Güneşin tatlı ışıltısını, bir kaç gün daha hissedecek olsak da, o yaz günlerine şimdilik "elveda" diyorum.
Her sonbahar, insanın içinde, sıcak bir burukluk oluşuyor.
Benim üzerimde dolaşan o hüzün, "yaz ve sonbahar"a yine veda ediyor.
Bir sonra gelen günün, insan hayatına ne getireceğini bilmiyoruz.
Hep iyi ve güzel getirileri olan an'larımızı içtenlikle yaşayalım...
fotoğraflarınız solmasın...
Eylül'de istanbul bir başka güzel oluyor. Fotoğrafçı gözüyle bakınca, herkesin göremediği detayı bulup-çıkarıyor insan...Güneş ışınları kendini hafiften sonbahar tonlarına getirmişken, editorial aşkım alevlenerek sokaklara fırladım. Ne zamandır, Haliç üzerindeki Galata Köprüsüne (yeni ismi ile Feshane Köprüsü) gidememiştim. Haliç üzerindeki bu köprü, Gelin'ler arasında, çok tercih edilen bir yer. Ama ben, kesinlikle Gelin fotoğrafında, Eminönü'ndeki Galata köprüsünü tercih ederim. Atmosferi ve her köşeden başka bir İstanbul'un görünmesi, o havayı solumak, fotoğraflara apayrı bir ton veriyor. Neyse neyse, konuyu dağıtmayalım.... Zaten Gelin'lerin o köprüde yürüyebilmesi o kalabalığa karışabilmesi çok güç... Hiç kimse bunu aklından çıkarmasın.... Her sene Haliç üzerindeki Galata Köprüsünde, Graffiti festivali yapılır ve ben hep kaçırırım... Talihsizlik...oysa ki, o festivalde ne detaylar yakalayabilirdim...buna da neyse...kaybedilen vaktin peşinde değilim...niceleri olur... zaten bu seneki festival ikinci kere ertelenmiş.... Sonbahar'da tatlı bir hüzün kaplıyor insanın içini... Sanki yaz bir daha hiç, buralara uğramayacak ! tarifsiz değişik duygulara kapılıyorum.... erel günleri, lise yılları, ilk evden ayrılış, yurtdışına ilk çıkış, okul, v.s... işte tarfisiz duyguların peşinde, Galata köprüsünde yürüdüm... Geçmiş, özlemler, mutluluklar, hatırlanamayanlar ve hatırlanmak istenmeyenler.... Sonbaharın gelişi ile aklımdan geçen geçmiş, Haliç'in geçirmiş olduğu evrimide düşündürdü...Etrafının nasıl olduğunu, kokusunu... Haliç'in kıyılarını izlediğimde, değişik bir hüzünle karşılaşıyorum. Belki de, o hüzün, geçmişin ve eski kötü günlerin etkisidir... Burada bir şeyi hiç, değiştirememişler.. İnsanlarını; Boynunda fotoğraf makinesi asılı olan, uzun boylu birini gördüklerinde "hellööö...!!!" demeye devam...güya dalga geçiyorlar ......
Yurdumu seviyorum....
fotoğraflarınız hiç solmasın...
