Bahar’dan önceki kar!

Dün yağan yağmur altında sadece 2 saat kalmama rağmen, çok üşüdüm. Önemli bir işim olmasaydı, elbette evimden dışarı bile çıkmazdım. Ama öyle mi? Almam gereken bir albüm, bastırmam gereken bir yığın döküman vardı. Elbette freelance çalışmak çok keyifli olsa da, bir ofisin sağladığı imkanlardan bazen mahrum kalıyorum. Memnunum ama. Hasta olduğum zaman, izin kağıdı doldurup, eve nasıl döneceğimi düşünmek zorunda değilim.
Şimdi yağan kar'ın erimesini bekliyorum ki -yarına kadar da, müddet verdim- baskı için fotoğrafçıma uğrayacağım. Şimdi camdan baktığımda, bahar'dan önce yağan son kar'ın güzelliğini seyrediyorum. "- Soğukta gözüm yese de, gitsem fotoğraf çeksem!" Ama sıcak bir mevsimde dünya'ya geldiğim için, soğuklardan hoşlanmıyorum. Sadece, evimde pencerenin kenarında, yağan kar'ın güzelliğini seyretmek, bana yetiyor gibi....
Soğuklarda neşemi de kaybediyorum sanırım....
fotoğraflarınız solmasın...
Kış 2010
Lapa lapa yağan kar'ın güzelliğini kaçırmak istemedim. Yürüyüş (ve yuvarlanmak) için, Koru'ya çıktığımda, hiç basılmamış yerlere koşmak ve atlamak keyifliydi. Gerçi, Istanbul'u kar manzarasında fotoğraflamak istesem de; bu soğukta, Boğaz Köprüsünü geçmeyi gözüm almadı.



