Tuba Unsal ~ photographer's weBlog
7Mar/100

Hoşgeldin Ali Bebek

21Şub/100

Muzip köpek!

Az önce, fotoğraf arşivimi karıştırırken, sonbaharda çektiğim bir fotoğrafa rastladım. Yüzümde, gülümsemeye sebep oldu. Bazen, insanlar kadar hayvanların da, sahip olduğu karekteristik özellikleri gördükçe, şaşırıyorum. Ruhlarını, gözlerindeki ifade ile birleştirebiliyorlar. Yürüyüş sırasında, karşılaştığım bu sevimli muzip köpek, yapraklarla oynuyordu. Deklanşör sesine çok meraklandı!


iyi pazarlar...

fotoğraflarınız solmasın

3Şub/101

Bahar’dan önceki kar!

Dün yağan yağmur altında sadece 2 saat kalmama rağmen, çok üşüdüm. Önemli bir işim olmasaydı, elbette evimden dışarı bile çıkmazdım. Ama öyle mi? Almam gereken bir albüm, bastırmam gereken bir yığın döküman vardı. Elbette freelance çalışmak çok keyifli olsa da, bir ofisin sağladığı imkanlardan bazen mahrum kalıyorum. Memnunum ama. Hasta olduğum zaman, izin kağıdı doldurup, eve nasıl döneceğimi düşünmek zorunda değilim. ;)

Şimdi yağan kar'ın erimesini bekliyorum ki -yarına kadar da, müddet verdim- baskı için fotoğrafçıma uğrayacağım. Şimdi camdan baktığımda, bahar'dan önce yağan son kar'ın güzelliğini seyrediyorum. "- Soğukta gözüm yese de, gitsem fotoğraf çeksem!" Ama sıcak bir mevsimde dünya'ya geldiğim için, soğuklardan hoşlanmıyorum. Sadece, evimde pencerenin kenarında, yağan kar'ın güzelliğini seyretmek, bana yetiyor gibi....

Soğuklarda neşemi de kaybediyorum sanırım....

fotoğraflarınız solmasın...

25Oca/100

Kış 2010

Lapa lapa yağan kar'ın güzelliğini kaçırmak istemedim. Yürüyüş (ve yuvarlanmak) için, Koru'ya çıktığımda, hiç basılmamış yerlere koşmak ve atlamak keyifliydi. Gerçi, Istanbul'u kar manzarasında fotoğraflamak istesem de; bu soğukta, Boğaz Köprüsünü geçmeyi gözüm almadı.

23Oca/100

lapa lapa kar…

Bu sabah, penceremden baktığımda çok heyecanlandım.
En son Istanbul'a, ne zaman kar yağmıştı?
5 yıl oldu mu?
Önce ki sene, sadece 2 günlük fırtına kıyamet kopmuş, sonra bahar gelmişti.
Hatta, 2004 senesinde, iş çıkışı, 5,5 saat Boğaz Köprüsü girişinde, serviste mahsur kalmıştım !!
Tabi böyle sıkıntılar olmasın, yaşamayalım.
Lapa lapa yağan kar'ı izlemek, çocukluk anılarına dönmek gibi bir şey oldu.
1986 kışındaki, o lapa lapa yağan kar'ı hatırlıyorum!!
Ne yağmıştı ama...!!
Yeşilyurt lojmanlarına, ekmek kamyonları girememişti.
15 Mart'a kadar, sömestir tatili yapmıştık!! Anılardan asla silinmeyecek ;)
Karlar da yuvarlanmış, fotoğraflar çekmiştik.
Babamın, anolog makinesini (Kodak Retinette 1A) ilk o yıl farkına varmış ve tanımıştım.

9 yaşımın en güzel kar tatiliydi... O kar tatili sırasında, makinenin bakaçını düşürmüştük!! ;)

Şimdi, Istanbul fotoğrafları çekmek için kolları sıvamam gerek....
9 yaşımın heyecanı içinde, ama bu sefer elimde, Canon D-SLR....

Kar topu oynamayı unutmayın!!!!
...

fotoğraflarınız solmasın

Not (01-Şub-2010): Fotoğrafta görülen çam ağacı, 90km'ye varan şiddetli rüzgarlarda, - ki; 2 apartman arası, normal zamanlarda da, en sıcak günlerde de çok kuvvetli eser. Soğuk-sıcak hep eser... - DEVRİLDİ!!!!!!!

19Oca/100

yenilikler

Bugünlerde hummalı çalışmalara başladım!
Öncelikle, kendimi yeniliklere açarak, Web blog tema'mı (theme), defter yaprağı görünümünden, farklı ve sade bir görünüme taşıdım.

Şimdi, blog sayfam daha derli toplu görünüyor! ;)

2010 yılına gelmişken, on numara bir yıl olması için, kollarımı sıvamaya başladım. Bunu yaparken, elbette ki, aşmam gereken noktalar  var.

Büyük ilgi duyduğum, concept fotoğraf çekimlerim için, tüm hazırlıklar tamam.

Son günler de, özellikle yabancı kaynaklı blog'ları takip ederek, yeni fotoğrafçılar tanımaya başladım.Vaktimin çoğunluğu, bilgisayar başında bu fotoğrafçıları, inceleme ve araştırma ile geçer oldu. Bildiğim belge fotoğrafçılarının ve fotoğraflarının yanı sıra, bu dünya da var olmuş ve/veya var olmaya devam eden, analog makineler ile fotoğraflanmış, eski fotoğrafları gördükçe; fotoğrafa neden merak saldığımı ve neden bu kadar çok aşk beslediğimi hatırlıyorum.

Fotoğraf ile ilgili, bir noktadan sonra, kendimi sorgular oldum.

"Benim için doğru fotoğraf nedir?"

Vardığım sonuç, fotoğrafı bırakma noktasına gelmiş, ama hayatının en büyük hobisi olduğu için, bırakamamış birinin vardığı sonuçla, aynı oldu!

Bu nedenle, içinde bulunduğum sosyal sorumluluk projelerini ve çevreme hatır için verdiğim fotoğraf desteğini, hafifleterek; fotoğrafla kurduğum bağımı koruyorum.

Kategori: Genel Yorum yok
15Oca/100

enstanteneler III

22Eyl/090

Minik Fotoğrafçı

İki yaşına basmasına iki hafta kalan Ömer'in, fotoğraf aşkı, doğduğu an itibari ile başladı.
Fotoğraf çekmeyi ve çektirmeyi, çok seviyor.
Peşinde fotoğraf makinesi ile dolaştığım süre boyunca, sıkılmadan fotoğrafa izin de, veriyor.
Makineye karşı büyük bir ilgisi olduğunu söyleyebilirim. Bana ait olduğunu bildiği için, almak için ısrarı pek yok. Sadece, yanından geçerken; dokunuyor, yüzünü objektife yaslıyor ve hatta, eli ile seviyor... :)
Boynuna astığım fotoğraf makinesini, tutmayı beceremiyor ama Teyzesini çok izlemekten, (Hatta anne&babasını da) fotoğraf makinesinin neresinden bakacağını, (vizör) ve bakarken bir gözünü kısmayı, (sağ gözünü) öğrendi. (Teyzesi, fotoğraf çekerken sadece, sol gözünü kısabiliyor..!)
Neyse ki, uysal ve sevgi dolu bir çocuk.... Kocaman ağzı, hiç kapanmadan, gülümsüyor.
Bir de, Büyük Dayısı ile kudurma an'ları var ki, o an'da aldığı keyfi, hiç bir şey bozamıyor.....
Ömer'in teyzesinin, yani benim; içimin eridiği an....

işte minik fotoğrafçı....

_Ömer_canon_9370_blg

3Ağu/09Kapalı

Ekipman

Bir süredir, yeni bir fotoğraf makinesi almakla, almamak arasındaydım.
Canon D1 MK III hayalleri kurarken, yoluma tesadüfler sonucu Canon 5D MK II çıktı.
Bu güzel makineye sahip olamakla, ne kadar doğru seçim yapmışım.

Şimdi, fotoğraf çekmek; daha farklı, daha zevkli ve daha motive edici....

28Haz/09Kapalı

Hop-çiki-yaya

Bu aralar merak sardığım şey, hop-çiki-yaya serisi .. Mehmet Murat Somer, hep duyduğum bir yazardır... Şimdiye kadar, çeşitli polisiye-korku v.s. kitaplarından, bir kaçını okumuş ve çok heyecanla takip etmiştim. Polisiye romanlarından, hoşlananların tercih edeceği ve elinden, düşüremeyeceği bir seri... Aslında, hep yabancı yazarların polisiye kitaplarını okumaya alıştığımız için, daha da ilginç geliyor ... Çok meraklandım.Önce, -elbette, her alışverişimden önce ,olduğu gibi- yapılan yorumları okuyunca- kendime: "ben bu kitapları edinmeliyim" dedim. Dün gece, okumaya başladığım kitabımın sayfaları, hızla ilerledikçe; ne kadar keyifli ve ne kadar akıcı bir kitap olduğunu düşündüm.... Tam tatilde okunacak kitaplar.... Başımı döndüren üslubu ve seçtiği ilginç hikayeler, beni 'hikaye yazma'ya heveslendiriyor.  Seviyorum kitap kokusunu... içimi mutluluk kaplıyor...Yazı yazmayı da, seviyorum... O zaman;

Kalemler hiç kırılmasın, deklanşörler hiç susmasın....

herkese iyi pazarlar.....