kısa… kısa…
Mayıs ayı bitmeden yeni yazı yazmalıyım değil mi? Blogumu biraz boşlamak istedim. Biraz da, blog fotoğraflarıma çözüm arıyorum.....
Son günlerde, kafamı kurcalayan soru işaretlerinin başında, -tabi ki- fotoğraf geliyor. 2010'un soğuk ve fırtınalı kış ayları boyunca, incelediğim ve takip ettiğim fotoğraf ve fotoğrafçıların ardından, yapmak istediğim tür fotoğrafları keşfettim.
Yine bu sırada, kendime göre yeni atılımlar yapmayı planlarken; 2006 yılından beri bana fotoğraf konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunan fotoğrafçı dostum, yeni ufuklara yelken açmama sebep oldu. iyi ki de oldu. şimdi yeni conceptler düşünüyorum. Modeller arıyorum. Bu arada, bebek fotoğraflarına devam... Bu ay iki tane daha yeni bebeğimiz oldu. Bu sayfada paylaşamadım. Biraz blog yazmaya ara vermek, Kendimi dinlemek ve sakinleşmek istedim. Gerçekten insan kalbini dost olduğunu düşündüğü kişilere açtığı zaman, paylaştığı zaman; bir gün tüm bu dostlukların sahte olabileceği ihtimalini düşünmüyor. Ya da düşünmek istemiyor. Kafamı kurcalayan şu anda bu. Kendimi sorguluyorum. Kendime kızıyorum. Ve tüm parçaları birleştiriyorum. Karşıma çıkan korkunç gerçeği, göremediğime de, şaşırıyorum. Gerçekten dostluk var mı? Bu soru, kafamı aylardır kemiriyor!!!
Mümkünse uzun bir süre kendimi, kalbimi kız arkadaşlara kapamayı planlıyorum. Özellikle de, benim gibi fotoğraf çekenlere!! (zaten o kişi kendini çok iyi biliyor. Alınmanıza gerek yok) Kazıkları çok feci oluyor. En azından ben çok sarsıldım. Sizlere de tavsiyem, gerçekten inanmadığınız/tanımadığınız birine, kalbinizi, tüm iyiliklerinizi, yapmak istediklerinizi açmayın. Ben hala şaşkınlık içindeyim. (yeni yazı, çok yakında!)
Ayrıca bilinmeyen bir sebepten dolayı(!) web sayfamın fotoğraf galerisi bozuldu/çöktü ve tüm fotoğraflar silindi. Tekrar yeni albümler oluşturdum. Galiba çok yakında, web sayfamın görünümü ile ilgili acil çözümler bulmam gerekecek...!
Bu ayın başında sevgili arkadaşım, Davut Topcan tekrar ameliyat oldu. Günlerce haber alamadım. Bu ayın sonunda, artık İstanbul'dan taşınıyor. Tüm gelişmeleri, yine kendi adını taşıyan blog'unda, tüm hislerini paylaşıyor. Kanser hakkında bilgi almak için bile olsa, takip edilebilecek bir yer.
Geçtiğimiz Pazar günü, güzel bir gün geçirdiğim arkadaşım Büşra'ya da, teşekkür ederim. Güzel fotoğraflar çektik.

Eve döndüğümde, bir şaşkınlık, kızgınlık, mağduriyet yaşadım. Aslında biraz da, komik bir kızgınlık. 2007 yılında Muammer Yanmaz'ın ileri fotoğrafçılık atölyesi, portre dersi sırasında çektiği fotoğrafım, (aslında fotograf makinemi unuttuğum için, bir ceza olarak dersin modeli olmuştum!!) Bir şip-şak fotoğrafçının ana sayfasını süslüyor!!!!! Bu arada, bu fotoğrafçı kendi fotoğrafıymış gibi göstermiş.
Dijital çağın sorunlarından biri bu işte. Fotoğraflarımızı, istediğimiz her yere ekleyebiliyoruz. Ama fikir ve sanat eseri suçlusu ve hırsızları etrafımızda sinsice dolaşıyor. Internete gizlenerek, emeğimizi çalmak için bekliyorlar. Fotoğraflarımız çalınarak, web sayfaları hazırlanabilir, bizim haberimiz olmadan satılabilir. Bu nedenle, Fikir ve Sanat Eserleri Kanuna dikkat etmemiz gerekiyor. Model sözleşmesinin de öneminin gerekliliği ortaya çıkıyor.
Usta fotoğrafçı Muammer Yanmaz'a da sevgilerimle...