Tuba Unsal – photographer's weBlog
3Şub/100

Bahar’dan önceki kar!

Dün yağan yağmur altında sadece 2 saat kalmama rağmen, çok üşüdüm. Önemli bir işim olmasaydı, elbette evimden dışarı bile çıkmazdım. Ama öyle mi? Almam gereken bir albüm, bastırmam gereken bir yığın döküman vardı. Elbette freelance çalışmak çok keyifli olsa da, bir ofisin sağladığı imkanlardan bazen mahrum kalıyorum. Memnunum ama. Hasta olduğum zaman, izin kağıdı doldurup, eve nasıl döneceğimi düşünmek zorunda değilim. ;)

Şimdi yağan kar'ın erimesini bekliyorum ki -yarına kadar da, müddet verdim- baskı için fotoğrafçıma uğrayacağım. Şimdi camdan baktığımda, bahar'dan önce yağan son kar'ın güzelliğini seyrediyorum. "- Soğukta gözüm yese de, gitsem fotoğraf çeksem!" Ama sıcak bir mevsimde dünya'ya geldiğim için, soğuklardan hoşlanmıyorum. Sadece, evimde pencerenin kenarında, yağan kar'ın güzelliğini seyretmek, bana yetiyor gibi....

Soğuklarda neşemi de kaybediyorum sanırım....

fotoğraflarınız solmasın...

23Oca/101

Hoşgeldin Uğur Deniz Bebek

Süleyman Uğur Deniz Bebek, hayata Hoşgeldin....

Mutlulukla, sağlıkla ve sevgiyle büyü! Tüm hayatına uğur gelsin....

Sevgili, Nehir ve Uğur Bağrıyanık, tebrikler, Güler yüzünüz ve cana yakınlığınız için de, teşekkür ederim.

Sn. Yrd. Doç. Dr. Gazi Yıldırım, Yeditepe Üniv. Hastanesi Bebek katı ve tüm ameliyathane çalışanları, teşekkürler....

Sonsuz güveniniz ve yardımlarınız için.

Süleyman Uğur Deniz Bebek Kova Burcu, Yükselen Burcu Aslan.

23Oca/100

lapa lapa kar…

Bu sabah, penceremden baktığımda çok heyecanlandım.
En son Istanbul'a, ne zaman kar yağmıştı?
5 yıl oldu mu?
Önce ki sene, sadece 2 günlük fırtına kıyamet kopmuş, sonra bahar gelmişti.
Hatta, 2004 senesinde, iş çıkışı, 5,5 saat Boğaz Köprüsü girişinde, serviste mahsur kalmıştım !!
Tabi böyle sıkıntılar olmasın, yaşamayalım.
Lapa lapa yağan kar'ı izlemek, çocukluk anılarına dönmek gibi bir şey oldu.
1986 kışındaki, o lapa lapa yağan kar'ı hatırlıyorum!!
Ne yağmıştı ama...!!
Yeşilyurt lojmanlarına, ekmek kamyonları girememişti.
15 Mart'a kadar, sömestir tatili yapmıştık!! Anılardan asla silinmeyecek ;)
Karlar da yuvarlanmış, fotoğraflar çekmiştik.
Babamın, anolog makinesini (Kodak Retinette 1A) ilk o yıl farkına varmış ve tanımıştım. 9 yaşımın en güzel kar tatiliydi... O kar tatili sırasında, makinenin bakaçını düşürmüştük!! ;)

Şimdi, Istanbul fotoğrafları çekmek için kolları sıvamam gerek....
9 yaşımın heyecanı içinde, ama bu sefer elimde, Canon D-SLR....

Kar topu oynamayı unutmayın!!!!
...

fotoğraflarınız solmasın

Not (01-Şub-2010): Fotoğrafta görülen çam ağacı, 90km'ye varan şiddetli rüzgarlarda, - ki; 2 apartman arası, normal zamanlarda da, en sıcak günlerde de çok kuvvetli eser. Soğuk-sıcak hep eser... - DEVRİLDİ!!!!!!!

19Oca/100

yenilikler

Bugünlerde hummalı çalışmalara başladım!
Öncelikle, kendimi yeniliklere açarak, Web blog tema'mı (theme), defter yaprağı görünümünden, farklı ve sade bir görünüme taşıdım.

Şimdi, blog sayfam daha derli toplu görünüyor! ;)

2010 yılına gelmişken, on numara bir yıl olması için, kollarımı sıvamaya başladım. Bunu yaparken, elbette ki, aşmam gereken noktalar  var.

Büyük ilgi duyduğum, concept fotoğraf çekimlerim için, tüm hazırlıklar tamam.

Son günler de, özellikle yabancı kaynaklı blog'ları takip ederek, yeni fotoğrafçılar tanımaya başladım.Vaktimin çoğunluğu, bilgisayar başında bu fotoğrafçıları, inceleme ve araştırma ile geçer oldu. Bildiğim belge fotoğrafçılarının ve fotoğraflarının yanı sıra, bu dünya da var olmuş ve/veya var olmaya devam eden, analog makineler ile fotoğraflanmış, eski fotoğrafları gördükçe; fotoğrafa neden merak saldığımı ve neden bu kadar çok aşk beslediğimi hatırlıyorum.

Fotoğraf ile ilgili, bir noktadan sonra, kendimi sorgular oldum.

"Benim için doğru fotoğraf nedir?"

Vardığım sonuç, fotoğrafı bırakma noktasına gelmiş, ama hayatının en büyük hobisi olduğu için, bırakamamış birinin vardığı sonuçla, aynı oldu!

Bu nedenle, içinde bulunduğum sosyal sorumluluk projelerini ve çevreme hatır için verdiğim fotoğraf desteğini, hafifleterek; fotoğrafla kurduğum bağımı koruyorum.

15Oca/100

enstanteneler III

6Oca/100

pembe!!

Bugün, çingene pembesinin büyüsündeyim.
Her yeri ve her şeyi çingene pembesi ve saks mavisine boyamak istiyorum...
Bu işe en önce kendimle başladım....

3Oca/101

SelfPortre

Makine: Canon 5D EOS Mk II
Objektif: 50mm
Diyafram
: f:4
Obturator: 1/100
Iso: 100
Işık Kaynağı: Speedlite 580 ex II (diffuser ile)
Tripot: Manfrotto 190XDB
Ps: Tuba Unsal
Tarih: 29 Aralık 2009, 12:39:50

Kategori: Genel 1 yorum
30Ara/090

Nice Senelereeee!

Fotoğrafların, solmayacağı yep-yeni bir yıl, dileklerimle...


28Ara/090

bir cumartesi gecesi

Son iki haftadır, evden burnumu bile çıkarsam, nezlemin tekrarladığı günler geçiriyorum.
Sonunda, kendimi toparladığımı düşünerek, dışarı çıktım.
Geçen yıl, Harami yeni yıl partisinde, 2009'a, yepyeni projeler içinde, neşeli bir giriş yapmıştım.
Bu yıl ki parti de, soğuk algınlığımın getirisinden dolayı, keyifsizdim. Mekanın küçük olması, nezle olmam, eğlenemeden 1 saat sonra mekandan ayrılmama, sebep oldu.

Dostlarla eğlence gelecek sene'ye.....;)

2010 benim için, akıllılık yılı olacak.
Doğru adımlar atacağım, bir yıl...
İnanıyorum....
Yine gönüllü işler de yer alacağım ama, öncelik her zaman 'ben'den yana ;)

Harami partisinde, yeni yılı coşku içinde karşılayamadım belki ama, geçen cumartesi gecesi (26-Ara-2009) Malt konserinde, her şeyi bir kenara alarak, güzel ve eğlenceli bir konser izledim.

Gezegen ve Deprem şarkılarına kulak aşinalığım vardı. Fakat bu kadar sert ve güzel müzik yaptıklarını bilmiyordum.

Kuliste tanıştığım, grup üyeleriyle geçirilen 1,5-2 saatlik periyod da, keyifli ve fotoğraflı sohbet sonrası konsere geçildi....

00:10'da başlayan canlı performans, mekanın akustiğinin pek iyi olmamasına rağmen, çok keyifliydi.

Metallica - Sad But True şarkısını çok iyi çaldıklarını söylemeliyim. Ortam tam konser havasını solumaya başlamışken, konseri bitirmeleri hayal kırıklığına uğratsa da, 3 saat, sahnede kaldılar.

Grup üyeleri, vokal de, Cenk ve Erdem ikilisinden tanıdığımız, eski Badluck üyesi, Cenk Durmazel (Cenk Bey) Bas da, Cenk Turanlı, gitar da, Barış Ertunç ve davul da, Güray Gürsoy yer alıyor.

Kulaklarımın pası silindi ama, 2 gün geçici sağırlık yaşadım !!!!

28Ara/092

yeni yıl coşkusu

Bu sabah, yorgunluğumu hiç'e sayarak, koşa koşa Harbiye Hilton'a gittim. Uykusuzluğun dibine vurmuşken, LÖSEV'in yeni yıl coşkusunu es geçmek olmazdı. Elbette, uyuyabileceğim bir başka sabah mutlaka var.

Çocukların mululuğunu paylaşmak, bambaşka bir his....

Gerçi, zaman zaman duygularıma ve göz yaşlarıma engel olamasam da, onlarla hopladım-zıpladım. Bu en anlamlı gün de, en özel fotoğraflarla onlarla birlikteydim. LÖSEV'in gönüllüsü olmak sorumluluk gerektiriyor. Eğlencenin yapılacağı salona geldiğimde, LÖSEV yetkilileri ile çekim kordinasyonu oluşturdum. Gönüllüleri eşliğinde gelen çocuklar, toplu fotoğraf çekimi sonrası, eğlenceye doğru koştular....

Eğlence, Nurgül hanım'ın önderliğinde, ısınma turları ile başladı. "Karagöz ve Hacivat" gölge oyunu ile devam etti. Günümüze uyarlanmış, bu harika gösteri, izlemeye değerdi. Gölge oyunu sırasında, kuklaların fotoğraflarını, çekmeyi çok arzulasam da, önceliğim LÖSEV çocuklarıydı. Öğle yemeğinde, Hilton'un eşsiz menüsü ile topluca yemek yenildi. Yemek sonrası, çocuklara gönüllü olarak ingilizce eğitimi veren kurum, ingiliz öğretmenlerinden oluşan bir orkestra eşliğinde, şarkılar söyledi.  Her gönüllü, yaklaşık 9-10 çocuk ile ilgilendi.  Ihtiyaçlarını karşılamaya, çaba gösterdi.

Onlar çok mutluydu...

Biz de, onlar mutlu olduğu için, mutluyduk....

Coşkulu kalabalığın içinden çok renkli fotograflar oluştu.

Eğlence bitiminde, tüm cocuklar geldikleri gibi, gruplar halinde ve gönüllüleri eşliğinde, hediyelerini alarak otobüslerine koştular....

LÖSEV ile bir kere gönül bağı kurduk, bu bağ hiç bir zaman çözülmeyecek... yeter ki, çocuklarımız mutlu olsun...

Istanbul Koordinatörü Zuhal Hanım, Halkla İlişkiler Uzmanı Füsun Hanım, Nurgül Hanım, Büşra hanım ve aklıma isimleri gelmeyen tüm yetkililere teşekkürlerimle...

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes